Nenni Muhammed’im Nenni

Yaşar Kandemir hocamızın 1994 Temmuz ayında Altınoluk Dergisi’nde yayınlanan makalesi. (Sayı: 101 Sayfa: 024)

Güzel yurdumun fazîletli kızları, yavrularım, Peygamber Efendimiz üzerine söylenmiş güzel ninnilerle uyutmalı, ciğerparelerinin, körpe gönlünde Peygamber sevgisi tıpkı bir filizin boy atışı gibi kendiliğinden yeşermelidir.

Bazı eğitimciler, öğrenmenin doğumdan önce başladığını ileri sürdüklerine göre, kundaktaki bir yavrunun eğitim ve öğretime hazır olduğunu kabul etmek gerekir. Bir kulağına ezan, diğer kulağına kamet okuyarak ad koyduğumuz ve hayırlı bir evlad olmasını niyaz ettiğimiz yavrumuz, sözlerin en güzeliyle, nağmelerin en tatlısıyla uyuyup uyanmalı, bedeni gibi ruhu da manevi gıdalarla beslenmelidir. Çünkü Cenab-ı Hak bütün çocuklara İslamiyet’i kucaklamaya elverişli bir halde yaratmıştır. Hiçbir çocuk kesinleşmiş duygu ve içgüdülerle dünyaya gelmemiştir. Onun duygularına yön verecek olan annesi, babası ve yakınlarıdır. İşte bu sebeple, uyutmaya çalıştığımız çocuğumuza, adı güzel kendi güzel Efendimiz’in ismini ve sevgisini dolaylı bir şekilde telkin etmeye çalışmalıyız.

Bir süre önce, “Efe Hazretleri” namıyla bilinen Alvarlı Muhammed Lutfi Efendi’nin Nenni Muhammed’im Nenni nakaratlı bir ilahisi olduğunu duyunca pek heyecanlandım. Nenni Muhammed’im nenni mısraı bana pek çarpıcı geldi. Şiirin peşine düştüm. Halk arasında “Alvar imamı” diye anılan bu büyük velinin Hulasatü’l-hakayık adlı, eski harflerle basılmış olan 500 sayfalık divanını, vaktiyle şiire meraklı Erzurumlu bir hemşehrisine hediye ettiğim için bu güzel ilahiye ulaşamadım. Cenab-ı Mevla’dan kendisine afiyet niyaz ettiğim sevgili dostum Zeki Tekin ağabey benim bu arzumu düyunca, Efe Hazretleri’nin oğlu Seyfeddin Efendi’nin damadı olan kıymetli hattatımız Konyalı Hüseyin Kutlu’nun o güzelim hattıyla yayımlanan Hulasa-tü’1-hakayık’ı bana hediye etti. Böylece “Sen başkasına ver ki, Allah da sana versin” hadis-i şerifinin sırrı tecelli etmiş oldu.

Faziletli kızlarımızın içlerinden geldiği gibi terennüm etmeleri dileğiyle, sözünü ettiğim bu Nenni ilahisi’ni sunuyorum:

Sensin Habib-i Kibriyâ
Nenni Muhammedim nenni
Arş u ferşe verdin ziya
Nenni Muhammedim nenni

Rahmeten lil-alemînsin
Şeref-i arş-ı berinsin
Dü-alemlerin nurusun
Nenni Muhammedim nenni

Rasûl-i Kibriya sensin
Sultan-ı enbiya sensin
Rehber-i evliya sensin
Nenni Muhammedim nenni

Alemlere şem-i safa
Namın Muhammed Mustafa
Güneş gibi darü’ş-şifa
Nenni Muhammedim nenni
Amine Hatun anesi
Havva Ana’dır dayesi
Meryem Ana pervanesi
Nenni Muhammedim nenni

Sidre’den indi Cebrail
Cemaline olmuş mail
Dergehinde olmuş sail
Nenni Muhammedim nenni

Melekler semadan indi
Yeryüzü nürunla doldu
Kainat hep şeref buldu
Nenni Muhammedim nenni

Alemler güldü açıldı
Cihana rahmet saçıldı
Yeşil hulleler biçildi
Nenni Muhammedim nenni

Dünyayı teşrif eyledin
Her köşeyi nur eyledin
Halkı feyzinle toyladın
Nenni Muhammedim nenni

Nurdan harire sardılar
Nûr-ı Hüda’yı gördüler
Gehvaresine koydular
Nenni Muhammedim nenni

Enbiyaların hatemi
Dü-cihanın muhteremi
Aleme Hakk’ın keremi
Nenni Muhammedim nenni

Sensin Huda’nın rahmeti
Hakk’ın bab-ı merhameti
Kıl bizlere şefaati
Nenni Muhammedim nenni

Lutfi kulun rû-ber-zemin
Ümidi kavidir emin
Kıl şefaat nür-ı mübin
Nenni Muhammedim nenni

Ninni Can Ahmed’im Ninni

İki sene önceki hac ibadeti sırasında vuku bulan Tünel Hadisesi’nde kaybettiğimiz hacılarımızdan merhum arkadaşım Prof. Dr. Amil Çelebiloğlu’nun Türk Ninniler Hazinesi (İstanbul 1982) adlı eserinden, Türkiye’mizin muhtelif yerlerinde, şairi bilinmeyen, fakat üslubu birbirine pek yakın bu ilahilerin söylendiğini sevinerek öğrendim. Bu ilahileri okudukça, Peygamber sevdalısı milletimin duygu zenginliğine bir kere daha hayran oldum. Kucağındaki yavrusuyla Peygamber’ini böylesine birleştiren, hasretiyle kavrulduğu Efendisi’nin kokusunu ciğerparesinde arayan, çocuğunda Peygamber’inin özelliklerini ve güzelliklerim görmek isteyen bir başka millet daha var mı acaba? Türüm türüm Peygamber sevgisi tüten bu ilahîlerden birkaç kıt’a sunmak istiyorum:

Konya taraflarında okunan ninni ilahisinden:

Eşiğinde buğday biter
Ravzasında bülbül öter
Bir Muhammed bana yeter
Ninni Muhammed’im ninni
Ninni Can Ahmed’im ninni

Başımda ki hülle tacı
Muhammed’im olmuş hacı
Günahkarlara yardımcı
Ninni Muhammed’im ninni
Ninni Can Ahmed’im ninni

Muhammed’dir özüm sözüm
Kan ağlıyor iki gözüm
Secdeden kalkmıyor yüzüm
Ninni Muhammed’im ninni
Ninni Can Ahmed’im ninni

Ayaş taraflarında okunan ninni ilahisinden:

Huri kızları geldiler
Kundağın bile sardılar
İsmin Muhammed koydular
Ninni Muhammed’im ninni
Ninni Can Ahmed’im ninni

Dostların yüreği yağlı
İblis’in kolları bağlı
Amina Hatun’un oğlu
Ninni Muhammed’im ninni
Ninni Can Ahmed’im ninni

Muhtelif yazma eserlerde kime ait olduğu bilinmeyen bazı ninniler, bu Peygamber aşığı milletin öteden beri yavrularım ninni ilahileriyle uyuttuğunu göstermektedir. İki kıt’a da böyle bir eserden nakledelim:

Muhammed der dağlar, taşlar
Sevinişür kurtlar, kuşlar
Secdeye iner ağaçlar
Ninni Muhammed’im ninni
Ninni Can Ahmed’im ninni

Muhammed’dir özüm sözüm
Kan ağlıyor iki gözüm
Eşiğine sürsem yüzüm
Ninni Muhammed’im ninni
Ninni Can Ahmed’im ninni

Ninni ilahîleri üzerine sohbetimize vesile olan Alvarlı Efe Hazretleri’ne tekrar dönmek istiyorum. 1869 yılında Erzurum-Hasankale’nin Kındığı köyünde dünyaya gelen, bir Nakşbendi-Halidi şeyhi olarak Erzurum bölge halkını irşat ettikten sonra 1956 da vefat eden bu büyük velinin divanında 700’den fazla şiir bulunmaktadır. Baştan sona Allah ve Peygamber sevgisi ile dini duyguların bazen aruz bazen da hece vezniyle terennüm edildiği bu divandan, yine ninni ahengiyle söylenmiş bir şiirin bazı kıt’alarını okuyalım:

Ahmed Muhammed Mustafâ

Âlemlere rahmet olan
Ahmed Muhammed Mustafâ
Hakdan bize devlet olan
Ahmed Muhammed Mustafâ

Mahbub-i Mevlâ’dır ezel
Muhtâr edip o Lem-yezel
İki cihanda bir güzel
Ahmed Muhammed Mustafâ

Arş-ı berin konağıdır
Kâbe kavseyn durağıdır.
Hak yolunun çırâğıdır
Ahmed Muhammed Mustafâ

Nûr-i hidâyet perveri
Enbiyâların serveri
Evliyâların rehberi
Ahmed Muhammed Mustafâ

Kevser-i candır sözleri
Mirât-ı kudret gözleri
Hurşid-i hikmet yüzleri
Ahmed Muhammed Mustafâ

Peygamber sevgisinin çiçeklendiği şiirleriyle sohbetimizi süsleyen Alvarlı Efe Hazretleri’nin bir na’tıyla sizleri Allah’a emanet edelim:

Na’t-i Resûlullah

Muhammed âleme nûr-i mübîndir
Muhammed rahmeten lil-âlemindir

Tecelligâh-ı Mevlâ’dır Muhammed
Kamû a’lâdan a’lâdır Muhammed

İmâm-ı enbiyâdır, muktedâdır
Kamu alemlere nûr-i hüdâdır

Salâtullah selâmullah demâdem
Ola rûh-i pakine nûr-i dîdem

O dergâh-ı muallâ-yı ilâhi
Muhammed’dir bu dinin şâhrâhı

Vurup dergâh-ı vâlâya yüzümüz
Salâtullah selâmullah sözümüz

Aleyke yâ Resûlallah sadâsı
Aleyke yâ Nebiyyallah nidâsı

Ebû Bekir, Ömer’dir yâr-i garın
Refiklerin mükerrem hem civarın

Nübüvvet gülleri Osman, Ali’dir
Bu çâr-i yâr veliler evvelidir

Al ü ashâbına olsun salevât
Muhammed cümleye nûr-i hidâyet

O dergâh-ı muallâya ki vardık
O ravza-i Resûlullâh’ı gördük

Edip ta’zimi herkes bildiğince
Ederdi niyâzı herkes dilince

Adedi yok recâlar ilticalar
O dergahta kabul olur recâlar

Edip Habib’ini bahr-i hidâyet
O bahre kim düşer, bulur selâmet

Kara yüzlerimiz yere döşendi
Recâ niyâzımız dilden boşandı

Bu edyâfın mudifi Hak Teala
Bu edyâfın câmil Beyt-i Mevlâ

Mudif edyâfını nânsız bırakmaz
Bu dergahta mudif ikramsız olmaz

Mudifimiz keremkânî ilahi
Açıp dergâhını Alem-penâhî

Ne şüphe var, keremkânî kerimdir
Keremler olmaya zât-i rahimdir

Söz encamı bize rahmet-i Rahmân
Keremler eyleye ol zât-ı mennân