Kurtuluşun Reçetesi: İstikamet

Yaşar Kandemir hocamızın 2007 Nisan ayında Altınoluk Dergisi’nde yayınlanan makalesi. (Sayı: 254 Sayfa: 028)

Pek güzel bir duamız vardır:

“Allah istikametten ayırmasın” deriz.

İstikamet; Sırâtı müstakîme, yani dosdoğru yola girmek demektir. Dosdoğru yol; Allah’ı bir bilmek, ve sağa sola sapmadan O’nun gösterdiği yolda yürümektir.

Hz. Ömer’in deyişiyle:

Tilki gibi eğilip bükülmeden, Cenâb-ı Hakk’ın emir ve yasaklarını uygulamaktır. Kısacası istikamet:

Allah’ın yap dediğini yapmak, kaç dediğinden kaçmak… İbadetlerini sadece Allah için yapmak…

Âyetlerin diliyle?

Cenâb-ı Mevlâ hep dosdoğru olmaktan söz eder: Ve kendisine:

“Bizi doğru yola ilet” diye dua etmemizi ister. Dosdoğru yolda olmamızı öğütler. Acaba dosdoğru yol nedir?

Dosdoğru yol, Allah’a kulluk etmektir. Rabbimiz, kendisine kulluk etmeyi:

“İşte dosdoğru yol budur” diye değerlendirir.

(Âl-i İmrân 3/51; Meryem 19/36).

Bir başka âyetin ifadesiyle dosdoğru yol, Allah’ın dinine sarılmaktır:

Allah’ın dînine sımsıkı sarılan kimse, elbette dosdoğru bir yola iletilmiş olur

(Âl-i İmrân 3/101).

Kâinatın Rabbi, “Allah’a inanıp O’na sımsıkı sarılanları, kendisine ulaşan dosdoğru yola ileteceğini

müjdeler (Nisâ 4/175).

Kendisine nankörlük edenlerin ise, “dosdoğru yoldan saptığını” belirtir (Mâide 5/12).

Ve bize şöyle buyurur:

“Rabbinin dosdoğru yolu işte budur”

(En’âm 6/126).

“Sana emredildiği gibi dosdoğru ol” (Hûd 11/112).

Kur’ân-ı Kerîm:

dosdoğru olmaktan bahseden, dosdoğru yolu gösteren âyetlerle doludur.

Orta yoldan ayrılmamak

Bizim biricik rehberimiz, Sevgili Efendimiz Müslümanlığın güzelliğini, kolaylığını, dosdoğru bir hayatın nasıl olacağını bize şöyle anlatır:

Her şeyden önce bize “Din kolaylıktır” diye cesaret verir. Ve ardından şu öğütleri verir:

“Orta yolu tutunuz… Amellerinizi güzelleştirmeye çalışınız… Allah’a yakın olmaya gayret ediniz… Günün değişik saatlerinde ibadet ediniz… Geceden faydalanmaya bakınız… Aman acelesiz, telaşsız gidiniz ki, varacağınız hedefe ulaşasınız”

(Buhârî, Îmân 29, Rikak 18).

Demekki hiçbir konuda aşırı gidilmeyecek. Büyüklerimizin ifadesiyle, ifrâta ve tefrîte düşülmeyecek. Orta yoldan sapılmayacak. Ve hep orta yolda olmaya gayret edilecek. Dosdoğru olabilmek için orta yolu tutmak şarttır. Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:

“Orta yolu tutan bir Müslüman, güzel ahlâkıyla, ince ve nâzik huylarıyla çok oruç tutan ve namaz kılan Müslümanların derecesine ulaşır”

(Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 177).

Bir kurtuluş reçetesi

Birgün bir Arap köylüsü (bedevî) Peygamber Efendimize geldi ve:

“Ey Allah’ın Elçisi!” dedi. “Bana bir amel söyle ki, o beni Cennete götürsün; Cehennemden de uzaklaştırsın.”

Sevgili Efendimiz bedevîye şunları söyledi:

Allah’a ibadet edersin; O’na hiçbir şeyi denk tutmazsın. Namazı kılar, zekâtı verirsin ve akrabanı koruyup gözetirsin.”

Bedevî öğreneceğini öğrenmişti.

“Allah’a yemin ederim ki, Bunlardan ne bir fazlasını yaparım, ne de bir eksiğini” dedi. Sonra o kalkıp giderken Peygamber Efendimiz şunları söyledi:

“Bu adam, kendisine tavsiye edilenleri yaparsa, mutlaka Cennete girer”

(Buhârî, Zekât 1; Müslim, Îmân 14, 15).

Vedâ öğüdü

Ashâb-ı kirâm Efendilerimiz bir yere giderken Allah’ın Sevgili Elçisine veda eder, onun kendilerine dua etmesini, ve öğüt vermesini isterlerdi. Muâz ibni Cebel radıyallahu anh de Bir yolculuğa çıkacaktı. Fahr-i Cihan Efendimize geldi ve:

“Yâ Resûlullah! Bana öğüt ver!” dedi.

İki Cihan Güneşi ona:

“Allah’a kulluk et, ve hiçbir şeyi O’na ortak koşma” buyurdu.

Muâz ibni Cebel:

“Ey Allah’ın Elçisi! Daha fazla öğüt ver!” deyince,

“Bir kötülük yaptığın zaman, ardından bir iyilik yap” buyurdu.

Muâz ibni Cebel bu güzel öğütlere doyamadı ve:

“Yâ Resûlullah! Daha başka öğüt ver!” dedi.

O zaman Efendimiz şunu söyledi:

“Dosdoğru ol! Ahlâkın da güzel olsun!”

(İbn Hibbân, es-Sahîh (Şuayb el-Arnaût), II, 283, nr 523;

Elbânî, Silsiletü’l-ehâdîsi’s-sahîha, III, 230, nr. 1228).

Demekki dosdoğru olmakla güzel ahlâklı olmak ikiz kardeştir. Bu güzel öğüt de kulağımıza küpe olmalıdır.

Komutan kim?

İşin başı, kalbe söz geçirmek, dosdoğru yola girmesini sağlamaktır. Çünkü kalp bedenin komutanıdır. O doğru yola girerse, beden ona itaat eder. Mükemmel bir imana sahip olmak için de kalbin düzgün olması şarttır.

Burada önemli bir nokta var:

Kalp komutandır, fakat dil onun tercümanıdır. Kalp adına o konuşur; kalbi o temsil eder. Sevgili Efendimiz bunu şöyle ifade buyurmuştur:

“Bir kulun kalbi dosdoğru olmadan imanı da dosdoğru olmaz. Kulun dili dosdoğru olmadan da Kalbi dosdoğru olmaz. Bir de, yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse de Cennete giremez”

(Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 198).

Kurtuluş yolu

Sözün özü:

Dosdoğru olanlar, bahtiyar insanlardır. Ebedî hayatta:

“Artık onlar ne korkarlar, ne de üzülürler”

(Ahkaf 46/13).

“Onların üzerine melekler iner, ve kendilerine şöyle der:

“Korkmayın, üzülmeyin, size vaad edilen Cennetle sevinin”

(Fussilet 41/30).

Öyleyse, Resûl-i Ekrem Efendimiz’in Hz. Ali’ye öğrettiği bir duayı, dosdoğru yolda olma duasını biz de dilimizden düşürmeyelim, Ve Cenâb-ı Hakk’a şöyle yalvaralım:

Allâhümme innî es’elüke’l-hüdâ ve’s-sedâd: Allahım! Senden beni doğru yola iletmeni ve o yolda başarılı kılmanı niyâz ederim

(Müslim, Zikir 78).