Hürmeten Ayağa Kalkmak

Yaşar Kandemir hocamızın 1996 Ocak ayında Altınoluk Dergisi’nde yayınlanan makalesi. (Sayı: 119 Sayfa: 024)

Müslümanlar, Rasûlullah’ın hayatını en güzel yaşama biçimi kabul ederler. Kendi hayatlarını o modele göre şekillendirmeye çalışırlar. Oturup kalkmak, yiyip içmek, yatıp uyumak gibi şahsi davranışlardan, insanlarla olan sosyal ilişkilere, hatta Cenab-ı Hakk’a kulluğunu arz etme biçimine varıncaya kadar her hususta onu kendilerine örnek alırlar. Kur’an-ı Kerîm’in “Allah’ın Resûlü’nü en güzel örnek” olarak gösterdiğini (Ahzab suresi (33), 21) iyi bilirler.

Müslümanların, öteden beri, Peygamber sünneti olup olmadığını öğrenmek istedikleri davranış biçimlerinden biri, saygı değer bir kimse için ayağa kalkılıp kalkılmayacağımeselesidir. Nevevî (ö. 676/1277) gibi şöhretli bir İslâm aliminin bu konuda bir eser kaleme alması, tanınmış hadis alimi ibn Hacer el-Askalanî’nin bu meseleyi Fethü’1-barî adlı Sahîh-i Buharî şerhinde (XI, 52-56: İsti’zan 26) tam beş büyük sayfada incelemesi, birine hürmeten ayağa kalkma konusunun eskiden beri müslümanları meşgul ettiğini göstermektedir. Nevevî’ nin mezkur eserinin hayli uzun olan adı, onun bu konudaki kanaatini de yansıtmakta ve konuyu adeta özetlemektedir: “et-Terhîs fi’l-ikrami bi’l-kıyam, li zevi’l-fazli ve’1-meziyyetî min ehli’l-İslâm, ala ciheti’l-birri ve’t-tevkîri ve’l-ihtiram, la’ala ciheti’r-riyai ve’l-i’zam.Riyakarlık ve değerinden fazla büyütme düşüncesi olmadan sırf hürmet etmek maksadıyla faziletli ve değerli müslümanlar için ayağa kalkmanın caiz olduğu. “Bu değerli eser, iki ayrı araştırıcı tarafından tahkik edilip yayımlanmıştır. (Ahmed Ratib Hammüş, Dımaşk 1402 / 1982; Keylanî Muhammed Halîfe, Beyrut 1409 / 1988).

Efendiniz İçin Kalkın

Konuyu aydınlatmak üzere önce, saygıdeğer insanlara hürmeten ayağa kalkmayı teşvik eden önemli hadislerden bazı örnekler sunalım. İlk misalimiz Medineli büyük sahabî Sa’d ibni Muaz’la ilgilidir. Ebû Saîd el-Hudrî’nin belirttiğine göre, Benî Kureyza Yahudilerinin muhasara edildiği günlerde Resûlullah (s.a) Sa’d ibni Muaz’a, yanına gelmesi için haber göndermişti. Sa’d merkebine atlayıp kendisini beklemekte olan Resûl-i Ekrem’in yanına geldiği sırada, Kainatın Efendisi orada bulunanlara:

-Efendiniz (veya hayırlınız) için ayağa kalkın! buyurdu. Buharî. Menakıbü’1-ensâr 12, Megazî 30, İsti’zan 26; Müslim, Cihad 64).

Nevevî, yukarıda adını verdiğimiz eserinde, birine hürmeten ayağa kalkma konusunda bu hadisin önemli bir mesned olduğunu söylemekte, İmam Müslim (ö. 261/875) ve Ebû Davud (ö. 275/889) başta olmak üzere Hattabî (ö. 388/998), Ebû Bekir el-Beyhakî (ö. 458-1066) Hatîbi Bağdadî (463/101) muhaddis ve müfessirliği yanında bir Şafiî fakihi olan Ferrael-Begavî (ö. 516/1122) ve daha başka alim ve muhaddislerin, birine saygı göstermek maksadıyla ayağa kalkma konusunda bu hadisi delil getirdiklerini belirtmekte, ayrıca Hattabî ile Begavî’nin bu hadisi şöyle değerlendirdiklerini söylemektedir:

Halkın faziletli bir yönetici ve adil bir vali için, talebenin de hocası için ayağa kalkması mekruh değil müstehabdır; bu özelliklere sahip olmayanlar için ayağa kalkılması ise mekruhtur.

Sevgi, Saygı, ikram

Mü’minlerin annesi Hz. Aişe’nin Resûlullah Efendimiz ile kızı Hz. Fatıma arasında meydana geldiğini haber verdiği bir sevgi gösterisi konumuzun ikinci misalidir. Hz. Fatıma’nın hal ve tavırları itibariyle babasına çok benzediğini belirten mü’minlerin annesi, o Peygamber Gülü’nün, babasının yanına her geldiğinde, Peygamber-i Zîşan’ın ayağa kalktığını, onu öptüğünü ve kendi yerini ona verdiğini bildirmekte, Peygamberler Sultanı kızının yanına gidince de, Fatıma’nın aynı şekilde babasını ayakta karşılayıp onu öptüğünü ve yerini ona ikram ettiğini haber vermektedir. (Ebû Davud, Edeb 144; Tirmizî, Menakıb 60).

Nevevî bu hadisin de konuyu pek açık şekilde ortaya koyduğunu söylemektedir.

Kendisine sevgi ve saygı duyulan kimseler için ayağa kalkılabileceğini gösteren daha başka hadisler de vardır:

Bir gün Fahr-i Cihan Efendimiz otururken süt annesi Halîme ile kocası Haris İbni Abdüluzza yanına geldiler. Efendimiz elbisesinin bir kısmını sütannesinin, bir kısmını da sütbabasının altına serdi. Sonra sütkardeşi Abdullah İbni Haris çıkageldi. Bunun üzerine şefkat çağlayanı Efendimiz ayağa kalktı ve onu karşısına oturttu. (Ebû Davud, Edeb 119).

Kainatın Efendisi, can düşmanı Ebû Cehil’in oğlu İkrime müslüman olduğu zaman pek sevinmişti. Bu hadise de çok ibretlidir. Mekke Fethi’nin gerçekleştiği gün İkrime can korkusuyla Mekke’den Yemen’e kaçtı. Fakat o gün müslüman olan karısı Ümmü Hakîm Binti Haris kocasının da bu saadeti tatmasını istedi. Uzun ve yorucu bir yolculuğu göze alarak kocasının ardından Yemen’e gitti ve onu müslüman olmaya razı etti. Sonra da birlikte Medine’ye gittiler. Resûlullah (s.a.) İkrime’yi görünce sevinerek ayağa kalktı ve onu karşıladı. İkrime de Rasûlullah’a biat ederek yaşadığı sürece Allah yolunda cihad edeceğini söyledi ve dediğini yaptı. (Malik, Muvatta 46).

Bu iki hadîs-i şeriften alınacak ders, kendisini görmekten memnuniyet duyulan kimseler için ayağa kalkmanın bir Peygamber adeti olduğudur.

Büyüklerden Misaller

Nevevî mezkur kitabında, bazı kimseler için ayağa kalkılabileceğine dair İslâm büyüklerinden de örnekler vermektedir. Bunlardan biri büyük muhaddis ve fakih Ahmed İbni Hanbel’in davranışıdır.

Bir gün Ahmed İbni Hanbel‘in yanına muhterem sahabi Abdurrahman İbni Avf’ın beşinci göbekten torunu Ebû İbrahim Ahmed İbni Hüseyin girmişti. Büyük imam kendisinden hayli genç olan bu delikanlıyı görünce hemen ayağa kalktı ve ona saygılı davrandı. Misafiri kalkıp gittikten sonra, İmamın küçük oğlu ve önde gelen talebesi Abdullah babasına dönerek:

– Babacığım, Ebû İbrahim genç bir delikanlı olduğu halde sen onun için ayağa kalktın! diye hayretini dile getirince, Ahmed İbni Hanbel ona şu cevabı verdi:

– Yavrucuğum! Böyle konularda bana itiraz etme! Abdurrahman îbni Avf’ın oğlu için ayağa kalkmasa mıydım?

Ahmed İbni Hanbel gibi hem alim hem de zahid olan büyüklerin böyle konulardaki tavır ve tutumları bizim için son derece önem arz eder. Bir kimseye hürmeten ayağa kalkma konusundaki hadisleri, yüzlerce farklı rivayetiyle ezbere bilen bir fakihin, o rivayetleri anlayışı ve değerlendirmesi büyük mana ifade eder.

Etbau’t-tabiîn neslinden olup İmam-ı Azam Ebû Hanîfe’ye talebelik eden şöhretli muhaddis ve fakih Vekî’ İbni Cerrah (ö. 197/812), hocası Süfyan es-Sevrî bir gün yanına geldiğinde ayağa kalkmıştı. Süfyan-ı Sevrî onun ayağa kalkmasını doğru bulmadı. O zaman Vekî’ hocasına dönerek: İbni Abbas’ın Resûlullah’dan rivayet ettiği: “Yaşlı bir müslümana hürmet etmek Allah’a hürmet etmektir” (Ebû Davud, Edeb 20) hadisini bana siz öğretmediniz mi, hocam? diye sorunca, Süfyan es-Sevri onun elinden tutup yanına oturttu ve böylece talebesinin bu davranışını tasvip ettiğini gösterdi.

Nevevî, saygıdeğer kimselere hürmeten ayağa kalkmanın, İslâm edebine uygunluğunu göstermek üzere konuyu dolaylı olarak ilgilendiren bazı hadisler de zikretmektedir: “Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimizin hakkını gözetmeyen bizden değildir.” (Ebû Davud, Edeb 58; Tirmizî, Birr 15). “Resûlullah bize, insanlara seviye ve mertebelerine göre davranmamızı emretti” (Müslim, Mukaddime, s. 6)

Ya Öteki Rivayetler!

Nevevî, bir kimse için ayağa kalkılmaması konusunda Resûl-i Ekrem Efendimiz’den rivayet edilen bazı hadisleri de zikretmektedir. Bu hadislerin en sağlam görünenleri şunlardır: Enes İbni Malik, ashab-ı kiramın Resûlullah aleyhisselamdan daha çok sevdikleri bir kimse bulunmadığını, fakat onun, kendisi için ayağa kalkılmasından hoşlanmadığını bildikleri için ayağa kalkmadıklarını söylemektedir. (Tirmizî, Edeb 13).

Hz. Muaviye kendisini görünce ayağa kalkan birini, “-Otur!” diye uyardıktan sonra, Peygamber Aleyhisselam’ın, “Kendisi için ayağa kalkılmasından hoşlanan kimse, cehennemdeki yerine hazırlansın” buyurduğunu rivayet etmiştir. (Ebû Davud, Edeb 151; Tirmizî, Edeb 13)

Ebû Umame (r.a.) der ki: Hz. Peygamberin asasına dayanarak evinden çıktığını görünce ayağa kalktık. Bunun üzerine bize, “Birbirini büyültmek için ayağa kalkan yabancılar gibi yapmayınız.” buyurdu. (Ebû Davûd, Edeb 151). İbni Mace’nin rivayetine göre ise: “İranlıların, büyüklerine yaptığı gibi yapmayınız” buyurdu. (Dua 2). Çoğu kimsenin en fazla güvenip dayandığı bu sonuncu hadis, hadis alimlerince son derece zayıf kabul edilmiştir.

Peygamber aleyhisselam’ın, kendisi için ayağa kalkılmasını doğru bulmadığına dair hadisleri değerlendiren Nevevî, ashab ile Resûlullah arasındaki emsalsiz muhabbet ve kaynaşmanın kemal noktasında bulunduğunu, Peygamber aleyhisselam için ayağa kalkmanın ayrıca bir hürmet manası taşımadığını ifade etmekte, Hz. Peygamber’in bir kimseye hürmeten ayağa kalkmayı yasaklamadığını onun yasakladığı şeyin, yabancılara benzemek ve onların adetlerini benimsemek olduğunu belirtmektedir.

Birisi için ayağa kalkmayı yasaklayan hadislerin genel havasını dikkate alarak, insanların birbiri için ayağa kalkmalarını doğru bulmayan bazı kimseler olmuştur. Fakat Nevevî ve İbni Hacer el-Askalani başta olmak üzere büyük hadis alimleri, kendisi için ayağa kalkılmasını bir gurur ve büyüklenme vesilesi yapan kimseler için ayağa kalkmayı ve hele onlara, yabancıların yaptığı gibi ta’zîm etmeyi doğru bulmamışlar, ama böyle bir maksat bulunmadığı takdirde, faziletli kabul edilen kimselere hürmeten veya sevgi ve muhabbetini göstermek maksadıyla ayağa kalkmakta sakınca görmemişlerdir. Hatta bu alimler, bir bölgenin geleneklerine göre kendisi için ayağa kalkılması adet olan kimseye ayağa kalkmamak onun gücenmesine yol açacaksa, ona hürmeten ayağa kalkmak gerektiğini söylemişlerdir.

İmam Müslim ve Ebû Davûd başta olmak üzere, hadisleri şüphesiz bizden daha iyi değerlendiren, yukarıda adlarını zikrettiğim tanınmış İslâm alimlerini, sevgi ve saygı düşüncesiyle ve birine ikram etmek maksadıyla ayağa kalkmayı uygun görmeleri, bu konudaki tereddütleri gidermeye kafidir.

Cenab-ı Mevla hepimizi, gurur ve kibre kapılarak birilerinin bizim için ayağa kalkmasını beklemekten veya birilerine riya ve gösteriş düşüncesiyle ayağa kalkmaktan muhafaza buyursun (Amin).