|
Türkiye’
de çocuk edebiyatının inişli çıkışlı bir seyri vardır. Bu seyrin çeşitli
dönemlerdeki görünümü edebiyat tarihinin ihmal ettiği çalışma
alanlarındandır. Bunda edebiyat tarihinin bir disiplinden ziyade
birtakım kişisel gayretlerin denemeleriyle başlamış ve böyle devam etmiş
olması etkilidir. Bu bakımdan çocuk edebiyatı, zengin geçmişi ile bütün
devreleri kuşatan bir edebiyat tarihinden yoksundur. Bu hemen bir anda
gerçekleşebilecek bir hayal değildir. Çocuk edebiyatı tarihinin
yazılmamış olması çocuk edebiyatı eleştirisini de kısırlaştırmıştır.
Cumhuriyet dönemi dini yayıncılığın 1970’ li yıllardan itibaren çocuk
özneye yönelik kitaplar yayınlanmaya başladığı görülür. Çocuklara
yönelik hazırlanan resimli/resimsiz bu kitapların çocukların dine
yönelik olumlu tutumlar geliştirmesinde önemli katkıları olmuştur.Bu
yıllardan itibaren basılı dini yayınların artış göstermesinden
modernleşmenin vitrini olan medyaların dine kayıtsız kalmaları da etkili
olmuştur. (Şirin; 2004:86)
Dini içerikli çocuk
edebiyatı incelenirken bu alanda geçmiş yıllarda meydana gelen
gelişmeler, atılımlar ve öncüler üzerinde durulması bir zorunluluktur.
Bugünden bakıldığında günümüzün estetik değerleri ve zevkinden hareketle
yapılacak değerlendirmelerde kimi kusurlar görülse bile, bu eserlerin
meydana geldiği devrin, hitap ettiği ortamın şartları içinde, doğduğu
toplumsal ve tarihi zemine göre düşünülmesi yükümlülüğü vardır. 1970’ li
yıllarda ortaya konan eserler edebiyat eleştirisi yöntemiyle
irdelendiğinde , estetik forma bağlılık çoğu zaman tarihi gerçekleri
ihmal edecektir. Bu bakımdan bu yılların değerlendirilmesi edebiyat
eleştirisinden ziyade tarihinin konusu olmalıdır.
Bugünden bakıldığında
dini içerikli çocuk edebiyatı birikiminin temelinde Yaşar
Kandemir’in olduğu görülecektir. Büyümekte olan çocuğun dini anlamasını
ve kabul etmesini sağlamada dine ilişkin sağlıklı tutumlar
geliştirmesinde önemli işlevleri olan basılı çocuk kitapları çocuğa
anlamlı deneyimler edinmesine yardımcı olur. Çocuk edebiyatının var olup
olmadığı, gerekli mi? gereksiz mi? olduğuna dair tartışmaların edebi
çevrelerde yoğun olarak yaşandığı yıllarda çocuklara yönelen Yaşar
Kandemir dönemi itibariyle başarılı eserler kaleme almıştır. Çünkü çocuk
edebiyatının hor görüldüğü, çocuklar için yazanların ikinci sınıf
yazarlardan sayıldığı bir dönemde bu alana yönelerek eserler ortaya
koymak oldukça güç bir faaliyettir.
Sanat insanın zevkine,
hayata bakışındaki estetiğe hitap eder. Ama çocuklar için dini içerikli
sanat eserleri tamamen böyle olmayabilir. Metot açısından ise bilimin
objektif bir nitelik taşımasına karşın sanat eseri subjektif
bir kabiliyete ve temele dayanır. Kültüre ait konuları, ilmin
sahasına girenler ve sanatın sahasına girenler
şeklinde iki büyük bölüme ayırmak mümkündür. (Bostancı; 1990;61)
Gerek metod bakımından
gerekse amaçları bakımından yapılan bu bölümlemeyi dini içerikli çocuk
edebiyatının bütünleştirdiğini görürüz.. Gerek dünya edebiyatında
gerekse Türkçe çocuk edebiyatında dini bir yaklaşımın var olduğunu, ama
bu yaklaşımın sınır ve çerçevesinin çizilmesinin oldukça güç olduğu
biliniyor. Amaçlı yada amaçsız bir şekilde dini çağrışımları kullanan
metinlerin yanında doğrudan dini içeriğe odaklanan şiir, öykü, hikaye ve
diğer metinlerle bu alana katkıda bulunan yazarlar içinde çocuk
diliyle, çocuklara Allah’ ı andıran yazarlar arasında ilk
akla gelen isim kuşkusuz Yaşar Kandemir’ dir. Çocukta var olan inanç
temayülünden yani fıtratından beslenen bir durumdur dini içerikli
çocuk edebiyatı. Çocuğun, içsel yapısının dini inanca yatkın oluşu
nedeniyle ilk çocukluk çağlarından itibaren dine ve onunla ilgili
konulara rahatlıkla yönelebildiği görülmektedir. (Evren; 2005;309)
Bu fıtri yönelimin
dosdoğru dine doğru gerçekleşmesi için Dinimi Öğreniyorum
dizisinden Peygamber kıssalarını anlatan kitaplara kadar uzanan oldukça
geniş bir alanda kalem oynatan Yaşar Kandemir’ in bu alana yönelişi
çocuk edebiyatının sosyolojik bağlam odaklı olarak
geliştiğini kanıtlamaktadır. Çocuk edebiyatı ve toplumsal bağlamın
birlikteliği insana, çocuğa ve topluma yönelik yeni bakışların çıkmasına
sebep olmuştur. Hikayeler yoluyla dini, dini hayatı anlama, anlatma ve
kavratmaya girişen Yaşar Kandemir’ in dini içerikli çocuk edebiyatına
yönelişin varlık nedeni sadece kitapların incelenmesi, okunması ile
anlaşılamaz. Onun yönelişi sosyolojik eleştiri/okumayı da kapsayan çocuk,
edebiyat ve din ilişkilerinin tüm boyutlarını kapsayacak nitelikte
edebiyat sosyolojisi ile gerçekleşebilir.(Alver; 2006)
Dini İçerikli Çocuk
Kitaplarının
Sosyolojik Bağlamı
Türkiye’ de çocuk
edebiyatının merkezinde yer alan dini içerikli çocuk edebiyatına
ve bu alanda eser veren yazarlara edebiyat dünyasının göstermiş olduğu
ilgi yetersizdir. Bu alanın tarihi bağlamı genelde modernleşme
politikalarıyla yakından ilgilidir. Modernleşme sürecinde pek ehemmiyet
verilmeyen din eğitiminin yetersizliği çocuk edebiyatına dini yaklaşımın
öncelikle eğitimsel boyutta olmasını dolayısıyla didaktik
olmasını gerektirmiştir. Bu bakımdan dini yönelimli çocuk edebiyatı,
dini bilgi ile edebi kurgunun birleşmesi sonucunda dini bilgilerin
ilahiyatçı dilinin dışında farklı bir dilde aktarılmasını sağlamak gibi
bir yükümlülükle karşı karşıya kalmıştır. Diğer çocuk edebiyatı
bölümlerine bakıldığında dini içerikli çocuk kitaplarının farklı bir
işlev ve kimlik kazanışı süreklilikle değil kopuşlarla
gerçekleşmiştir.. 1940’ lı yıllarda Eşref Edip’ in kaleme aldığı çocuk
kitapları ve1960’ ların sonlarında kaleme alınan Mustafa Yazgan’ın
kitapları dışında Yaşar Kandemir’ e gelinceye kadar ciddi bir birikim
yoktur. Meseleye bu açıdan bakacak olursak bir gecikmenin olduğunu
söyleyebiliriz. Çocuk kitaplarının toplumsal değişmelerin, gelişmelerin,
dönüşümlerin hiç de dışında olmadığını gösteren boyutlarını Yaşar
Kandemir’in dilinden okumak gerekiyor: ‘’1970 lerin ikinci yarısıydı.
Bir gazetede Kapıkule’den yurda giren gurbetçilerin çocuklarıyla yapılan
bir röportaj okudum. Çocuklara Allah, peygamber, ahiret gibi önemli
konularda önemli sorular soruluyor, onlarda bu sorulara son derece sığ
cevaplar veriyordu. Hele birkaçının ‘’ Peygamberin kim?’’ sorusuna
Atatürk diye cevap vermesi din konusunda hiçbir bilgilerinin olmadığını
gösteriyordu. Bazı arkadaşlarımla meseleyi istişare edip çocuk kitapları
yazmayı düşünüyorum’’ dediğimde ilmi çalışmalarımın daha da önemli
olduğunu söylediler. Fakat ben bu ciddi boşluğu önemsedim ve çocuk
kitapları yazmaya başladım.
O sırada Dame de Sion
Fransız Özel Kız Lisesi’ inde Din bilgisi dersi okutuyordum. Oradaki
rahibeler vasıtasıyla Fransa’ dan Hz. İsa ile ilgili bazı çocuk
kitapları getirtip inceledim. Bizim hazırlayacağımız kitaplar onlardan
geri kalmamalıydı. İlk olarak on kitaplık “Dinim Serisi’’ nin ilk kitabı
olan “Dine Doğru’ yu yazdım. 32 sayfalık kitabın resimleri iki yılda
tamamlandı. Bir defasında ressamdan dua eden bir çocuk çizmesini
istedim. Tıpkı bir Hıristiyan gibi, iki avucunu birbirine yapıştırarak
dua eden bir çocuk resmi geldi önüme. Hem çizim açısından hem de basım
açısından çok sorun yaşadım.”
(Kandemir: 2006:18)
Kandemir’ in bu alana
yönelişi edebiyatın toplumsal gerçeklerle örtüştüğünü varolan bir zihin
halini değiştirmeye yönelik bir girişim olduğunu da doğrulamaktadır. Bir
bakış açısını, bir fikri mayalaması bakımından Kandemir’ in gayreti
ânın sorumluluğunu üstlenen bir yaklaşımdır. Çocuk
kitaplarının gelişimi toplumsal-siyasal gelişmelerle içli dışlıdır.
Bundan dolayı toplumsal, siyasal ve zihinsel yapıdan koparılmadan
anlaşılması gerekmektedir.Kandemir’in eserleri insana ve topluma dönük
bilinçli bir girişimin hasılasıdır..
Yaşar Kandemir’ in Çocuk
Edebiyatına Bakışı
Kandemir, çocuk edebiyatına
bir insan yetiştirme aracı olarak bakar. Bu bakışını da “İyi
insan iyi Müslüman” yetiştirme gayesi biçiminde özetlemektedir.
Çocukları birer ilahi emanet olarak gören Kandemir, kadim değerlerin
çağdaş edebiyatın şekil ve estetiği ile ele alınarak çocuklara
sunulmasının çocukların bu prensibi benimsemesinde önemli katkıları
olacağını düşünmektedir. Çocuk edebiyatında dini ve ahlaki esaslara
dayanan ideoloji mutlaka olmalıdır diyen Kandemir “ belli yaş
gruplarına göre bu milli hayat görüşü çocuğa kazandırılmalıdır. İnsanlık
tarihi boyunca peygamberlerin vermeye çalıştığı bir ideoloji hep
olagelmiştir.(..) bu nevi bir ideolojinin telkini bizim en önemli
vazifelerimiz arasındadır” demek suretiyle çocuk edebiyatına misyon
odaklı olarak yaklaştığını ortaya koymaktadır. Çocuklardaki fıtri
güzellikleri geliştirmek ve yönlendirmek gerektiğini düşünen Kandemir,
İslam’ ın temel düsturlarının bu dünya ile ilgili olmasından hareket
ederek; İslam’ ın temel kaynaklarındaki prensiplerin günümüz çocuk
edebiyatı anlayışına uygun bir şekilde kademeli olarak işlendiğinde
İslami dünya görüşünün çocuğa kendiliğinden kazandırılmış olacağını
düşünmektedir (Kandemir; 1983:22) Kandemir çocuk kitaplarında bulunması
gereken nitelikleri şu şekilde açıklamaktadır:
“Çocuk kitaplarında nelerin
bulunması, din duygusunun ve din bilgisinin çocuğa nasıl verilmesi
gerektiği konusu büyük önem arz etmektedir. “Çocuklar için yazılan
kitapların bir kısmında çocuğa dinî duyguları, ahlâkî erdemleri
benimsetmek ön planda gelir. Bu tür kitapların yazarları çocuğa güzel
davranışlar kazandırmayı daha önemli görürler. Yeri gelince çocuğun
“bismillâh” veya “elhamdülillah” demesini yeterli
kabul ederler. Onlar, ifade
yerindeyse, çocuğa uzaktan camiyi göstermenin ve artık gerisini ona
bırakmanın daha uygun olacağını düşünürler.
Bu düşünce elbette
saygıyla karşılanmalıdır. Çocukta güzel duyguları geliştirmek, ona iyi
ve doğruyu göstermek çok önemli ve gerekli olmakla beraber yeterli
değildir. Camiye kadar gelen yavruya birilerinin şefkatle kucak açması,
ona caminin içini tanıtması, daha açık bir söyleyişle Allah’ın varlığını,
ona ibadetin gereğini, bu ibadetin nasıl yapılacağını öğretmesi, bize
dinimizi getiren Peygamber Efendimiz’i, onun hayatımızdaki yerini, onu
ne kadar sevmemiz gerektiğini, onun davranışlarını kendimize model
almayı Allah’ın emrettiğini belirtmesi de önemli, hatta gereklidir.”(Kandemir,2005)
Dinin çocuklara
anlatılmasında tümdengelim metodunu benimseyen Kandemir İslam’ın
çocuklara sunumunda izlenmesi gereken yöntemi şu şekilde kademelendirir:
“1.
Tevhid İnancı.
Çocuk İslâm fıtratı üzerine
yaratıldığı için dini benimsemeye, öğrenmeye yatkındır. Ezelde Allah’a
verdiği “Sen bizim Rabbimizsin, buna şahitlik ederiz” şeklindeki
kulluk sözünü ona hatırlatacak alıştırmalar yapmalıdır. Bunun için de
çocuğa ilk öğretilecek şey Kelime-i tevhîd’dir. Onun seviyesine uygun
hikâye ve şiirlerle Allah’ın varlığı, birliği, her şeyi yarattığı, bize
her şeyi verdiği, her şeye gücünün yettiği, O’nun her yerde olduğu, bizi
gördüğü, duyduğu, her şeyi bildiği, bir benzerinin olmadığı, annesinin,
babasının, oğlunun, kızının bulunmadığı öğretilmelidir. Bunun yanında
diğer iman esasları da yaş grubuna uygun metotlarla belletilmelidir.
2. Allah Sevgisi.
Çocuk için sevgi can suyu
gibidir. Bir yandan onun ruhunu coşkun bir sevgiyle beslerken, öte
yandan ona sevgilerin kaynağı ve zirvesi olan Allah sevgisi
öğretilmelidir. Onun dünyaya gelmesini her şeyden önce Allah’ın istediği
ve sağladığı, o Yüce Kudret’in kendisini anne ve babasından daha çok
sevdiği ve şu güzel dünyayı kendisi için yarattığı anlatılmalıdır. Bütün
varlıkları bir eleğimsağma gibi kucaklayan ilâhî sevgi çemberi ona
gösterilmeli, bu çembere sıkıca sarıldığı sürece daha mutlu olacağı ve
böylece her zorluğu kolaylıkla göğüsleyeceği ona söylenmelidir
Çocuk ilâhî sevgiyi
tattıkça, Allah’ı daha çok öğrendikçe dünyaya Allah’ın sevgisini ve
hoşnutluğunu kazanmak için geldiğini anlayacak, her fırsatta yüzünü O’na
dönecek, sırtını O’na dayayacak, O’na tevekkül edecek ve böylece
Allah’tan ve Allah sevgisinden güç alacaktır.
3. Peygamber Sevgisi
Çocuğu besleyecek ikinci
sevgi çemberi Peygamber muhabbetidir. Çocuk, Yüce Rabbinin, kendisine
ileteceği buyrukları Peygamberi aracılığıyla gönderdiğini, insanın her
şeyi Peygamberinden öğrendiğini, o olmasaydı Allah’ı tanımaktan mahrum
kalacağını belledikçe peygamberini daha çok sevecektir. Hele
Peygamberini Allah’ın çok sevdiğini, onu kullarının da sevmesini
istediğini, hatta mü’minlere onu canlarından da çok sevmelerini
emrettiğini duydukça Peygamberine olan muhabbeti artacaktır.
Din, Allah’ın buyruklarını
en iyi şekilde yaşayan kimseden görerek öğrenilebileceği için çocuğa
Peygamber Efendimiz’in örnek davranışları güzel bir anlatımla
sevdirilmelidir. Onun Allah’a bağlılığı, O’na olan sevgisi, coşkusu,
sabrı, şükrü, sade hayatı, insanlara ve hayvanlara merhameti, hoşgörüsü,
çocuklara olan sevgisi, tevazuu, yardımseverliği, cömertliği,
fedakârlığı, misafirseverliği, çalışkanlığı gibi güzel hâlleri çocuğa
benimsetilmelidir.
Bunun yanı sıra Peygamber
Efendimiz’in öğrencileri durumundaki ashâb-ı kirâmın örnek hayatları ve
Resûl-i Ekrem’e bağlılıkları câzip misâllerle ortaya konmalıdır.
4. İbadet Şuuru.
Çocuğa öğretilen tevhid
inancı ve Allah sevgisi onun gönlündeki inancı ve sevgiyi pratiğe dökme
ihtiyacı meydana getirecektir. Bu ihtiyacın uygun bir eğitimle verilmesi
çocukta ibadet şuurunun gelişmesine yardım edecektir. Peygamber
Efendimiz, çocuğa namaz eğitiminin yedi yaşından itibaren başlatılmasını,
on yaşına bastığı hâlde hâlâ namaz kılmıyorsa onun hafifçe
cezalandırılmasını uygun görmüştür
Oruç tutmaya alıştırmak da
aynı şekilde ilgi, sevgi ve ihtimam gerektirir. Asr-ı saâdette sahâbenin,
oruç tutmaya yeni başlayan çocukları, akşama doğru çeşitli oyuncaklarla
meşgul ettikleri ve böylece vaktin geçmesini sağladıkları bilinmektedir.
5. Ahlâk Eğitimi
Çocuklara ahlâk eğitimi
vermek kaçınılmazdır. Çünkü Resûl-i Ekrem’in ifadesiyle “Hayırlı
insan, güzel ahlâklı insandır.” Kur’ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerifler
birer ahlâk hazinesidir. Peygamber aleyhisselâm, Allah Teâlâ’nın
belirttiği üzere, üstün bir ahlâka sahiptir. Kur’an ahlâkını yaşayarak
öğretmesi itibariyle de Allah’ın elçisi canlı bir Kur’an’dır.
Yaşayışıyla müslümanlara örnektir. Bu bakımdan onun ahlâkı en güzel
usûllerle çocuklara öğretilmeli ve benimsetilmelidir. “(Kandemir,2005)
Yaşar Kandemir’ in
Çabası
Çocuk, Allah, iman eksenli
çocuk kitapları çocuğun kainat algılaması ile yaratıcı tasavvurun
birlikte geliştiğini göstermektedir. Çocuğun çevresini gözlemleyerek
Allah’ ı bulabileceğini başta İbrahim peygamber kıssası olmak üzere ama
özellikle Dine Doğru’ da başarılı bir biçimde
gerçekleştirilen Kandemir’ in eserlerini salt çocuğa göre kurulmuştur.
Dine Doğru adlı eserin uzun bir zaman diliminde kaleme
alınmış olması çocuklar için yazmanın belli bir ustalık kıvamını gerekli
kıldığını kanıtlamaktadır. Kandemir’ in yazdığı eserlerin miktarı
çalışkanlığının da göstergesidir. Açık ve yalın bir dille kurulan bu
metinler çocuk edebiyatına yeni bir yön vermede önemli etkileri olan
1979 Dünya Çocuk Yılı ertesinde yazılması bakımından da kayda değer.
Eserlerin yayınlandığı zaman ve yayınlanma gerekçesi hususunda ilk göze
çarpan zamanın halini anlamış, kavramış bir bilinçtir. Kandemir, İbrahim
Canan’ın din eğitiminin çocuğun gördüğü, bildiği nesneler
üzerinden başlatılması yönündeki tespitinin ne kadar haklı olduğunu
belli bir kurgu ekseninde biçimlenen eserlerinde ortaya koymuştur.
Çocuğun duygu dünyasına hitap eden varlıklardan hareketle yaratıcı
tasavvuru pekiştirilebilir. Kandemir Dine Doğru’ da,
besmele, kelime-i tevhid ve Allah’ ın büyüklüğünü anlatır. Düşünmeye
vurgu yaparak Allah’ ın varlığını çocuklara hissettirmeye çalışır: “Gözler
Allah’ı göremez, ama O bütün gözleri görür(…) Allah’ın ne kadar güçlü
olduğunu düşündü. Gök yüzü ne büyük Allah’ ım diye düşündü”
(Kandemir:1996)
Kandemir bu çalışmasında
zaman zaman İsrailiyat olarak anabileceğimiz kimi bilgilere
başvurmuş. Hazreti peygamberin minberde konuşma yaparken mescitteki
direğin ağladığını görünce onu kucaklaması ve direğin ağlamayı bırakması
gibi buna benzer anlatımlar bugünün dünyasında çeşitli nesnelerin
konuşturulmasıyla ortaya konulan fantastik kurgulu eserlere
benzemesi ve çocuk dünyasının olağan dışıya olan ilgisi, merakı gibi
gerçeklerle onaylayabilir. “Peygamberim kuşları çok severdi. Allah
peygamberimizin duasını
kabul ederdi. Peygamberimiz
kimseyi incitmek istemezdi
” gibi duyuşsal ifadelerin “Ben Peygamberimi severim. Sözlerini
dinlerim” şeklinde bağlanması hem yazınsal bakımdan hem de din
dilinin çocuğa yönelik olma prensibine göre oluşturulması
bakımından başarılıdır. Peygamberin ahlaki ve insani özelliklerinin
vurgulanması çocukların kendilerine model arama ihtiyacını karşılaması,
onların iyiye, güzele, doğruya karşı ilgi ve güdülenmesi arttırıcı
niteliklerdir. (Aydın; 2005;264)
Peygamberin rol modeli
olarak sunuluşunda kullanılan bazı ifadeler ise şöyle: “
Peygamberimiz, arkadaşlarının beğendiği şeyleri onlara hediye ederdi.
Peygamberimiz çocukları dövmezdi. Peygamberimiz alçak gönüllüydü.
Kendini kimseden üstün görmezdi.” Çocuğun din eğitiminde kendi
hayatında kolaylıkla irtibatlandırabileceği bir peygamber algısının
oluşturulması çok önemlidir. Kandemir bu duyuşsal dili
Peygamberimiz Çocuklarla adlı kitabında da sürdürür. Şiirli
masalsı bir dilin kullanıldığı bu eserden birkaç ifade şu şekilde:
“Biricik sevgilimiz
Peygamber efendimiz
Birgün çarşıya çıkmış
Bir gömlek alacakmış
Cebinde olan para
Topu topu on lira
Bir gömleği beğenmiş
Üzerine giyinmiş.”
(Kandemir. 9995a)
Eserde genel olarak ezilen,
öksüz ve yetim çocuklara seslenen bir dil söz konusu. Ezilen küçük bir
kızın peygamberle karşılaşması sonrasında kölelikten kurtuluşu anlatılır.
Eserde ikilemeler yerli yerinde kullanılmıştır: “ Gözleri boncuk
boncuk/ Hep sevine sevine/Su gibi ılık ılık” gibi.
Ben dil duyuşsal bir
atmosferde kullanılışını bu eserde de görmek mümkün. Yetmişli yıllarda
çocuk edebiyatında egemen olan genel yaklaşım kaba gerçekliliktir.
Bu yıllarda özellikle ezilenler, yoksul edebi ve siyasi dilin kurucu
unsuru olmuştur. Kandemir’ in de bu ortamdan etkilendiği görülür.
Yer yer Kemalettin Tuğcu ve Yeşilçam havası hissedilir. Duyuşsal
ifadelere örnek olarak şu cümleler önemli bir gösterge olarak okunabilir
“ Benimde bir babam var/ Eşi bulunmaz baba/Böyle babası olan/Sevinmez
mi acaba? / Bu yüzden sevinçliyim./Mutluyum dünya kadar/ Var mı Şu yer
yüzünde benden bahtiyar.” (Kandemir;1995a) Abdest Alıyorum
ve Namaz Kılıyorum kitaplarında da bilgilendirici unsurlar
öyküleyici bir teknikle ve duyuşsal olarak anlatılmıştır. (Kandemir;
1995b1995c)
Dua Ediyorum;
Kandemir’ in çocukları için yazma düşüncesinin oluşumunun birebir
görülebileceği bir eser. Eserin kahramanı Mehmet, anne ve babasıyla
birlikte bir Avrupa şehrinde yaşamakta yurdunu ve eski arkadaşlarını
özlemektedir. Mehmet dua etmekte olan dayısını görür. Dayısı ona ve kızı
Ayşe’ ye duanın gerekliliğini anlatır. Mehmet Avrupa’ daki okulunda
öğrendiği dua biçimini gösterir. “ İki elimizi göğsümüz üzerinde
birleştirir başımızı öne
eğer öyle dua ederdik.
Ayşe hayretle sordu:
-Tıpkı filmlerdeki gibi,
öyle mi?
-Evet dedi Mehmet
Mehmet’in sözlerine
Hasan Bey çok üzüldü”
(Kandemir 1995d) Mehmet Bey böyle dua etmenin Hıristiyanların dua şekli
olduğunu bizim ibadet ve dualarımızın onlarınkine benzemediğini
anlatarak ona dua etmeyi öğretir. Allah’ ın verdiği nimetlerin ne kadar
kıymetli olduğu engelli bir çocuk üzerinden hatırlatılır. Avrupa ile
Türkiye arasındaki uyuşmazlıklar gündelik hayat pratikleri merkezinde
anlatılır. Annemi Anıyorum’ da modern kültürün en somut
örneği konumunda bulunan belirli günlerin eleştirisi yapılır. “Anneler
Günü”nün çocuklar üzerindeki olumsuz etkisi anlatıcı kızın dilinden
şöyle ifade edilir: “
Eğer Anneler Gününü icâd
edenler, öksüzlerin ıstıraplarını düşünselerdi, buluşlarını kendileri de
beğenmezlerdi. Radyoda televizyonda Anneler Günü konuşulurken, sokakta
çocuklar birbirlerine annelerine aldıkları hediyeleri anlatırken bizim
duyduğumuz acıları kimse tahmin edemez. Bir zamanlar “Anneler Günü”nde
bende anneciğime hediyeler alırdım. Annesi olmayan çocukların nasıl
üzüldüklerini hatırıma bile getirmezdim. Başa gelmeyince çekilmezmiş”
(Kandemir, 1995e)
Günümüzde çocukların ölüm
olayı ile tanışma halleri değişikliğe uğramıştır. Çocukların ölümle
ilgili aşırı uyaranlardan uzak tutulmasının yanında onların tamamen
izole bir ortamda yetiştirilmesi gibi korumacı eğilimler gündeme
gelmektedir. Bu süreçte dini eğitimin bilinçlice verilmesi çocuğun
ölümle ilgili korkularını hafifletecektir. Canı vereninde alanında Allah
olduğu anlatıldığında çocuklar ölümle daha kolay başa çıkarlar bunun
yanında topluma alışmaları da gecikmeye uğramaz (Artır; 2006, Aries;
1996; 2e)
Annemi Arıyorum’
un kahramanı Zeynep babası ile annesinin kabrini ziyaret ettiğinde
başını tıpkı annesi gibi örter. İstanbul’da geçen olayda dikkat çeken
hususlardan biri mezarlık ziyaretine giderken çiçek götürülmesidir.
Genel anlatı içerisinde bu davranış oldukça modernisttir. Yaralı
Kuğu’ da masal öğeleri yoğundur. “Evvel zaman içinde, kalbur
zaman içinde” başlayan Algül, Birgül Aygül adlı üç öksüz yetim kızın
hikâyesi anlatılır. Üç küçük kardeş sandalla balığa çıktıkları gün
yaralı bir kuğu görürler. Bu kuğuyu kucaklayarak evlerine götürürler,
onun yaralarını sarıp süt içirirler. Sonra balığa çıkarlar. Sonra eve
döndüklerinde kuğunun yerinde bir kız görürler. O kız kendinin bir melek
olduğunun söyler. Kuğu onları kanatlarına bindirerek gökyüzüne
kanatlanır yedi iklim dört bucak dünyayı dolaştırır. Uçan kuğu tipi
sanat masalı klasiklerinden Selma Lagerlöf’ ün kaleme aldığı Uçan
Kaz yapıtını çağrıştırır. Hikâyenin örülme biçimi İbrahim
Peygamber kıssasını hatırlatır. Kuğu ile birlikte uçarken önce Ay’ı
görürler ardından Samanyolu yıldızlarına uçarlar. Balıkçılara yol
gösteren kutup yıldızı’ nın parlaklığı onların dikkatini çeker. Kuğu bu
parlak yıldızların hepsinin Allah’ ın bir eseri olduğunu anlatır.
Kuğunun sırtında yaratılmışları tanırlar. En sonunda Allah’ a dua
ettikten sonra derin bir uykuya dalarlar.(Kandemir, 1995f)
Uzeyle’ nin İmanı’
nda, Asr-ı saadet’ te peygambere iman eden Uzeyle ile eşinin İslam’ı
anlatmak için harcadıkları çaba, bu yolda karşılaştıkları güçlüklere
katlanmaları ve başarıya ulaşmaları anlatılır.( Kandemir; 1995g)
Peygamberimi Öğreniyorum’ da yalın bir dille Hz. Muhammed’ in
hayatı anlatılır. Kandemir peygamberler tarihini de çocuklar için
yeniden kaleme almıştır.Kandemir, başta Hz. Peygamber olmak üzere bütün
peygamberlerin çocuklara sunumunda duyuşsal alanın dikkate alınması
gerektiğinin altını özellikle çizer. Kandemir’ in duygu temeli bir din
dilini öncelemesi çocukluğundan da kaynaklanır. Çocukluk
kahramanlarını şöyle anlatır: “Okuduğumuz dinlediğimiz şeyler üzerimizde
çok etkili olurdu. O zamanlar babam kış gecelerinde köy odalarında
Ahmediye, Muhammediye okurdu. Makam ile okurdu. Köylülerin çok
heyecanlandıkları, konuya göre tempoya girip aşka geldiklerini
hatırlıyorum. O kültür insanların üzerinde çok etkiliydi. Okulsuz,
öğretmensiz o kitaplar emzirmişti insanları bir zamanlar
Kan Kalesi vardı. Hz. Ali’
nin cenkleri vardı. Ali Mekke’den Medine’ye baş kahraman peygamber
efendimiz ve tabii Hz.Ali bizim masal kahramanlarımızdı o zamanlar
( Kandemir 1995h, Bıyıklı; 2006.9 – 2006;13) Allahı Arayan
Çocuk’ta Hz. İbrahim’in mücadelesi çocuklara anlatılırken
çocuk kahraman üzerinden tevhit anlatılır. Babil ülkesinin özellikleri,
insanların putperestlikleri anlatılır. İbrahim babasının bir put
yapımcısı olduğu ama İbrahim’ in buna rağmen putperest olmadığı, aksine
çevresini gözleyerek Rabbine iman ettiği sonrasında babasıyla konuşması,
babasının ise onu put satmaya zorlaması ve ardından yaşanalar anlatılır.
(Kandemir; 1995ı)
Kuran-ı Kerim’in içeriğini
oluşturan ilke ve kurallar bütününün büyük bir bölümü kıssalar şeklinde
sunulmuştur. Kıssaların anlatım biçimi insanlar için daha kolay
anlaşılır, daha canlı bir anlatımdır. Kur’an kıssaları, ahlaki mesajları
içermenin yanında okuyucusuna iyi bir örnek sunmakta onu olaylar ve
sonuçları üzerinden düşünerek kıssalardan hisse sağlamaktadır.
Kıssalarla eğitim bireyde dini bilinç ve davranışı geliştirir. Çünkü
kıssalar, çocuklar için ahlaki durumlar içeren birer örnek olay
niteliğindedir. Kur’ an kıssalarından hareketle 20 kitap yazan Yaşar
Kandemir kıssaların eğiticilik vasfından yararlanmıştır. (
Kandemir;1993) Kıssalardan hemen herkes kendi çapında hisse çıkarabilir.
Bu bakımdan kıssalardan hareketle kaleme alınan eserler çocukta karakter
oluşumunda önemli rol oynar. Kıssalar insan tabiatının sosyal ve
psikolojik yönlerinin tanınması hususunda muhataplarına katkı sağlarken
olayda geçen rol modeli kahramanlar sayesinde de kişinin aidiyet
duygusunu pekiştirir. Bu nedenle çocuk yaştakiler ve erişkinler için
kıssalar daima ilgi çekici olmuştur.( Yılmaz; 2001;84)
Din eğitimi çeşitli
disiplinlerin ilgi alanına göre değişik bakış açılarından farklı
şekillerde tanımlamaktadır. Din eğitimi sürecinde dilsel bir uyaran
olarak kaleme alınan çocuk kitaplarının önemli bir yeri vardır. Edebiyat
dünyası ile ilahiyat ârafında yer alan bu eserler inanç
esaslarını dinin belli başlı kavramlarını, kök kişiliklerini değer
yargılarının temeline yerleştirme sürecinde işlevsel bir yere sahiptir.
Dinin teorik olarak ifade edilen boyutundan daha çok tutum, davranış ve
yaşantılar olarak pratik hayatta var edilmesine yönelik olarak kaleme
alınan bu eserler içinde Yaşar Kandemir’in imzasını taşıyanların öncü
bir rolü vardır. Kandemir ânın zorunluluklarından hareket ederek
çocuklara Rabbin dosdoğru yolunu hikmetle, güzel öğütle çağırma
sürecinde dönemi göz önünde tutulduğunda önemli bir misyon yüklenmiştir.
Çocuklara dini öğretmenin esbâb-ı illet diye bilinen
determinist sorgulama ile değil onlarda doğru tutum ve davranışlar
kazandırmayı amaç edinen duyuşsal hedeflere yoğunlaşmasının
gerekliliğini sezenler üzerinde Kandemir’ in öyküleyici metinlerinin çok
büyük katkısı olmuştur. Bu bakımdan Kandemir dini içerikli çocuk
kitapları sahasında bir işaret fişeğidir.
Kaynakça
ŞİRİN,
Mustafa Ruhi (2204) “ Çocuk ve Gençlere Yönelik Dini Yayınların
Mevcut Durumu ve Geleceğe Yönelik Öneriler ” Türkiye I. Dini
yayınlar kongresi, Diyanet İşleri Başkanlığı yay. Ank.
BOSTANCI, M. Naci-(1990) Kültür ve Değiştirme, Hamle Yay. İst.
EVREN,
Mustafa Ökkeş (2005) “ Çocuk Edebiyatında Dini Yaklaşım” Hece
Dergisi Çocuk Edebiyatı Özel sayısı, (104-105)
ALVER,
Köksal (2006) “ Edebiyat ve Sosyoloji, Hikayelerle İnsan Hayatını
Anlamaya Çalışır” Hazırlayan Türkan Erdoğan, Dergah s.202
KANDEMİR, Yaşar (2006) “ Çok Sorun Yaşadım ”Aksiyon s.607
KANDEMİR, Yaşar (1996) Dine Doğru, Damla Yayınevi, İst
AYDIN,
Mehmet Zeki(2005) Ailede Çocuğun Ahlak Eğitimi Dem Yay. İst
KANDEMİR,Yaşar (1995) Peygamberimiz Çocuklarla, Damla Yayınevi,
İst
KANDEMİR, Yaşar(1996b) Namaz Kılıyorum, Damla Kitabevi
Kandemir,
Yaşar(1995c) Abdest Alıyorum, Damla Kitabevi İst.
Kandemir,Yaşar (1995d) Dua Ediyorum, Damla Kitabevi İst.
Kandemir,
Yaşar(1995c) Annemi Anıyorum, Damla Kitabevi
Artır
Farika Teymur(2006) “ Çocuklarımızın Ölümden Korkmamaları İçin Ne
Yapmalıyız? ” Zaman 19 Kasım
Arie’s,
Philippe(1996) Batılının Ölüm Karşısındaki Tavırları, Çev: M.Ali
Kılıçbey, Gece Yay. Ank.
Kandemir,
Yaşar (1995f) Yaralı Kuğu, Damla Kitabevi, İst.
Kandemir,
Yaşar (1995g) Uzeyle’nin İmanı, Damla Kitabevi İst
Kandemir,
Yaşar (1995h) Peygamberimi Öğreniyorum, Damla Kitabevi Yay. İst.
Kandemir,
Yaşar (1995) Allah’ı Arayan Çocuk, Damla Kitabevi Yay. İst.
Bıyıklı
Mahmut (2006a) “ Yaşar Kandemir ile Muhabbeti Rasulûllah
Üzerine ” Hanımefendi S.1
Bıyıklı
Mahmut (2006b) “ Yaşar Kandemir ile çocukluk Hayat ve Kitap Aşkı
Üzerine ” Beyza Dergisi S.57
Kandemir,
Yaşar (1993) Peygamberler Dizisi (20 Kitap) Ensar Neşriyat, İst.
Yılmaz
Macit (2001) İslam Ahlak Eğitiminde Kur’an Kıssaları, Cumhuriyet
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ( Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi)
Kandemir,Yaşar (1983) “ Nasıl Bir Çocuk Edebiyatı” Türk Edebiyatı
Dergisi s.111
Kandemir,
Yaşar (2005) “Günümüzde Çocuk Sorunları ve Dinin Yaklaşımı”III.Dini
Yayınlar Kongresi.DİB,Ankara
(Ümran Dergisi'nden alıntıdır.) |