Gençlik ve Hadis üzerine…

Bu röportaj Genç Doku Dergisi’nde ( Şubat 2011 ) yayımlanmıştır:

Çocuklar, gençler ve aileler için bir boşluk doldurmayı, bir ihtiyaç karşılamayı amaçlayarak eserler veren, bu esnada unvana, donanıma ve bilimsel birikime rağmen anlaşılır olmaktan taviz vermeyen, her yaş grubu için muhakkak çalışmaları bulunan bir isim…

Çocukluğumdan beri kitaplarını tekrar tekrar okumaktan sıkılamadığım Yaşar Kandemir Hocamıza gençlik ve hadisle ilgili sorular sorarken, geçen zamana rağmen yorulmamanın, yaşlanmamanın, huzurun ve sahih bir birikimin siluetine bakıyordum…

 

Hocam, son dönemlerde gençlerin hadislere ilgisinin arttığını düşünüyor musunuz? Sizce günümüz gençliği hadisler karşısında ne durumda?

Gençlerin hadîs-i şeriflere ilgisinin artması için her şeyden önce bizim genç nesle hadisleri tanıtmamız, sevdirmemiz, ilgilerini çekmemiz ve hadîs-i şerifler olmadan hayatı tanımanın imkânsız olduğunu öğretmemiz gerekiyor. Gençlere böyle bir eğitim veremediğimiz, onlara böyle bir imkân sunamadığımız için hadîs-i şeriflere ilgilerinin artacağını beklemek boşunadır. Ülkemizde gençleri önemseyen, onlarla ilgilenen, onların dinlerini öğrenmeleri ve kendilerine o dini getiren kurtarıcılarını tanımaları yönünde gayret sarf eden müesseselerin sayısı son derece azdır. Senabil Vakfı gibi, Sosyal Doku Derneği gibi, gençlerin elinden tutan, onlara neleri öğrenmeleri gerektiğini gösteren ve daha iyi yetişmeleri için büyük fedakârlıklar gösteren kuruluşların sayısını artırmak şarttır. Mesela Sosyal Doku Derneği, gençlere suyu asıl kaynağından içirmenin gayreti içerisinde olduğu için onlara hadis kitapları okutuyor, hadis ezberleme yarışmaları tertip ediyor… İnsana hizmeti önemseyen kardeşlerimiz bu tür faaliyetleri yurt çapında genişletmenin gayreti içinde olmalıdır.

Yapılması gereken önemli hizmetlerden biri de gençler için hadislerden seçmeler yapmak, seçilen bu hadisleri onların ufkunu genişletecek şekilde açıklamak yani şerhetmektir. Bu tür çalışmalardan sonra gençlerin hadîs-i şeriflere ilgisini artırmak mümkün olabilir.

Çünkü Peygamber Efendimiz gençleri büyüklere emanet etmiş ve onlara hadîs-i şerifleri öğretmelerini vasiyet etmiştir. Bunu en çok hadis rivayet eden yedi sahabîden biri olan Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anhden öğreniyoruz. Ebû Saîd Hazretleri, gençleri görünce onlara şöyle seslenirdi:

“Merhaba, ey Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bize vasiyet ettiği gençler! Resûlullah bizlere, meclislerimizde size yer açmamızı ve hadisleri size öğretmemizi emrederdi. Çünkü siz bizim halefimizsiniz ve bizden sonraki Ehl-i Hadis siz olacaksınız.” (Beyhakî, Şu‘abü’l-îmân, II, 275).

 

Türkiye’deki (çeviri) hadis neşriyatını nasıl buluyorsunuz? Sizce yeterli mi, yahut gençlerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde bir neşriyat var mı?

Bir hadis kitabını Türkçe’ye tercüme etmek isteyen kimsenin Arapça’yı iyi bilmesi yeterli değildir; Türkçe’yi de iyi bilecek… Hadis sahasında tercüme yapmak isteyen kimsenin Arapça’yı ve Türkçe’yi iyi bilmesi de yeterli değildir! Hadis ilmine de vâkıf olacak! Aksi hâlde telâfisi mümkün olmayan hatalar yapılır. Bunun örnekleri de az değildir. İşte hadisle ilgili bir eseri tercüme edebilmek için mutlaka gerekli olan bu üç önemli özelliğe sahip olmayan bazı kimselerin telefâtını görmekte ve çok üzülmekteyim. Bazı yayıncılar, hacimli bazı eserleri tercüme ettirerek para kazanmak sevdasına kapılıyor. Sözünü ettiğimiz yetkinliğe sahip olmayan üç beş kişiye bu eserlerin birer cildini veriyor, yapılan bu çalışmayı hadis sahasında yetişmiş kimselere tashih ettirme zahmetine katlanmadan neşrediyor… Ticari kaygılarla yapılan bu tür tercümelere bakarak bir kitabın Türkçe’ye tercüme edildiğini söyleyemeyiz.

Gençlerin öncelikli ihtiyaçları tespit edildikten sonra bu ihtiyaçlara cevap verecek hadis çalışmaları yapıldığını görmedim, duymadım. Kanaatimce bu saha boş… Gençlerin imanını güçlendirecek, onlara ibadeti sevdirecek, onları güzel ahlaka yönlendirecek olan hadîs-i şeriflerin tespit edilip açıklanmasıyla bu işe başlanmalıdır.

 

Özellikle televizyondaki tartışma programlarının etkisiyle insanların, şerhe ihtiyaç duyulan hadisleri ulu orta konuşmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce hangi durumda şerhsiz hadisten bahsedilebilir?

Televizyonda hadisler üzerine laubali konuşmalar yapıldığı oluyor. Hadis ilminde nasibi olmayan, hatta bu konuda ciddi bir eser bile okumadığı anlaşılan bazı kimseler kendilerini hadisler üzerinde konuşmaya yetkili görüyor. “Böyle bir hadis olamaz!”, “Benim Peygamberim böyle bir söz söylemez!” tarzında son derecede garip ve tutarsız sözler sarf edilebiliyor. İnsanların kendini ve haddini bildiği devirlerde hadis tenkidini, hadis ilminde en yüksek noktaya gelmiş şöhretli âlimler yapabilirdi. Diğer hadis âlimleri onların bu konudaki kanaatlerini nakletmekle yetinirlerdi. Günümüzde bu zor işi hadisle uzaktan yakından ilgisi olmayan kimseler yapmaya yelteniyor ve bu kimseler çok üzücü bir şekilde, hadise saygısı olan mü’minlerin kalplerini yaralayıcı laflar sarf edebiliyor. Güzel dinimizin güzelce yaşandığı zamanlarda “Bu hadîs-i şerif Sahîh-i Buhârî’de var, Sahîh-i Müslim’de var!” dendiği zaman akan sular dururdu. Şimdi uydurma hadislere örnek verirken bu iki dev hadis kitabını kaynak veren densizleri görebiliyoruz!

Hadisler mutlaka şerhleriyle birlikte okunmalıdır. Hadisler ayet-i kerimelerin ve diğer hadîs-i şeriflerin ışığında açıklandığı zaman onların manası doğru bir şekilde anlaşılabilir. Ancak dualar ve zikirler gibi faziletli ameller konusundaki hadîs-i şerifler şerhsiz de okunabilir.

Sizce genç Müslüman nasıl bir birikime sahip olmalıdır? Hangi kitaplar, genç bir Müslüman’ın muhakkak okuması gereken kitaplar arasında olmalıdır?

Genç Müslüman her şeyden önce kendi kültürüne hâkim olmalıdır. Bizim kültürümüzün iki ana kaynağı vardır. Biri Kur’an-ı Kerim, diğeri Sünnet-i Seniyye’dir; diğer bir söyleyişle hadîs-i şeriflerdir. Genç Müslüman, öncelikle bu ana kaynaklardan beslenen dinî eserleri okumalıdır. Mutlaka okunması gereken kültür kitapları da ana kaynaklarımızı önemseyen kitaplar olmalıdır. Sağlam bir şahsiyete sahip olması gereken Müslüman genç, fikrî ve ictimâî meselelerle ilgili eserlere yabancı kalmamalıdır.

Kur’an-ı Kerim’i anlayıp kavramanın yolu hadîs-i şeriflerden geçer. Genç Müslüman önce Riyâzü’s-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi gibi kitapları okumalıdır. Çünkü hadîs-i şerifler Kur’an-ı Kerim’in ilk tefsiridir. Sonra güzel bir Türkçe ile yazılan ve hatıra gelecek sorulara cevaplar verebilen bir meâl okumalıdır. Üç arkadaşımla birlikte hazırladığımız, Marmara Üniversitesi İlâhiyat Vakfı tarafından yayımlanan ve iki ciltten oluşan Âyet ve Hadislerle Açıklamalı Kur’an-ı Kerim Meâli’ni tavsiye ederim. Peygamber Efendimizin hayatını anlatan birkaç siyer kitabı okumalıdır. Efendimizin peygamberlikten önceki hayatı için Câsim Avcı’nın Muhammedü’l Emîn’i, Raşit Küçük ve İsmail Yiğit’in birlikte hazırladıkları Siyer-i Nebi ve Abdurrahman Çetin’in Örneklerle Peygamberimiz kitapları tavsiye edilebilir. İnanç esaslarını modern bir ilmihâl üslûbuyla ele alan Ümit Şimşek’in iki ay önce Diyanet İşleri Başkanlığı’nca yayımlanan Kur’an ve Kâinatın Dilinden İman Esasları İslam İnanç İlmihâli kitabını gençlerimiz mutlaka okumalıdır. Ayrıca şu kitaplar da tavsiye edilebilir: Muhammed Hamidullah’ın İslam Peygamberi ve İslâm’a Giriş, Said Ramazan el-Bûtî’nin Fıkhu’s-Sîre, Mehmet Akif’in Safahat, Ali Fuad Başgil’in Gençlerle Başbaşa, Nurettin Topçu’nun Taşralı adlı hikâye kitabı.

“Gönül Doktoru” kitabınızda Selim Hoca’nın kızı, kız çocuklarla ilgili hadis duymadığı için üzülüyor ya, üzülmememiz için siz de bize gençlikle ilgili bir ya da birkaç hadis paylaşabilir misiniz?

Resûl-i Ekrem Efendimiz gençlerle yakından ilgilenir ve onlara güzel dinimizi öğretmek için özel gayret sarf ederdi. Muhtelif kabilelerden gelen gençlere birkaç hafta içinde İslamiyet’in esaslarını öğretir, sonra da onların ailelerini özlemiş olabileceğini dikkate alarak, kabilelerine dönmelerini ve öğrendiklerini kendi halklarına öğretmelerini isterdi.

Fahr-i Âlem Efendimiz gençlerde gördüğü olumsuz bir davranışı onları kırmadan, incitmeden, tatlı bir dille kendilerine hatırlatır ve o konuda ne yapmaları gerektiğini öğretirdi. Bir defasında Hz. Âişe’nin ablası, kendisinin de baldızı olan Esma binti Ebî Bekir’i uyarma gereğini duymuştu. Esmâ genç kızlığa yeni girmişti. İçini gösteren ince bir elbiseyle Resûl-i Ekrem’in yanına geldi. Peygamber aleyhisselam onu görünce yüzünü öte yana çevirdi ve ona şunları söyledi: “Esma! Kadın bülûğ çağına girince”, ellerini ve yüzünü göstererek: “şu ve şu kısımları dışında bedeninden bir yerin görünmesi doğru olmaz.” (Ebû Dâvûd, Libâs 31). Hz. Esma da onun buyruğunu hemen yerine getirdi.

Hz. Ömer’in oğlu, Peygamber Efendimizin de kayın biraderi olan Abdullah ibni Ömer’i hepimiz tanırız. Abdullah gençlik çağına henüz adım atmak üzereydi. Bir gün bir rüya gördü. Onu Fahr-i Cihân Efendimize anlatmaya utandı da Hafsa ablasına anlattı ve ondan rüyasını Resûlullah Efendimize anlatmasını istedi. Peygamber Efendimiz rüyayı dinledikten sonra şöyle buyurdu: “Abdullah ne iyi adam! Keşke bir de gece namazı kılsa!” O günden sonra Abdullah ibni Ömer teheccüd namazını hiç terk etmedi” (Buhârî, Teheccüd 2, 21, Ta`bîr 25, 36).

Yine bir gün İki Cihan Güneşi Efendimiz Kureyşli gençlere bir konuşma yapmış ve konuşmasında onlara şunu söylemişti: “Ey Kureyşli gençler! Zina etmeyiniz! İffetinizi koruyunuz. İffetini koruyana cennet var!” (Hâkim, el-Müstedrek, IV, 398)

 

Son olarak, baskıya hazırlamakta olduğunuz, yeni çıkacak kitap çalışmalarınız var mı?

Altı yıldır üzerinde çalıştığım Şifâ-i Şerîf Tercüme ve Şerhi var. Bu kitap Peygamber Efendimizi, hayatı dışında bütün yönleriyle en güzel şekilde anlatan bir İslam klasiğidir. Bunun içindir ki, İslâm dünyasında hâlâ okutulmaktadır. Eyüp Sultan Câmii’nde de Cumhuriyet’in ilanına kadar okutulurmuş. Şifâ-i Şerîf’i bu cami-i şerifte altı yıla yakın bir zamandır Pazar günleri öğle namazından bir saat öncesinden itibaren okuyup açıklıyorum. Rabbim nasip ederse bu okumaların iki yıl daha devam edeceğini tahmin ediyorum. Rabbim hepimize kolaylıklar versin ve hayırlı hizmetlerde bulunmayı nasip eylesin.

 

Çok teşekkür ederiz Hocam, Allah sizden razı olsun ve birikiminizden istifade eden gençlere de ‘Gönül Doktoru’ olabilmeyi nasip eylesin…

Estağfurullah, ben teşekkür ederim…