Cömertlik

Yaşar Kandemir hocamızın 2009 Ocak ayında Altınoluk Dergisi’nde yayınlanan makalesi. (Sayı: 275 Sayfa: 028)

Cömertliğin ne olduğunu Allah Teâlâ’dan öğrenelim:

Cömertlik, malını hem bolluk hem darlık zamanında Allah rızâsı için harcamak demektir.

Diğer bir söyleyişle, Allah’ın kendisine rızık olarak verdiğini yine Onun yolunda harcamaktır.

Müslümanlar hep hayır ve iyilik yapmayı düşünmeli, hayır işlerinde birbiriyle yarış etmelidir.

Hayır için ne harcanırsa, Allah Teâlâ onun yerine yenisini verecektir.

Çünkü mallarını Allah yolunda harcayanlar, yedi başak veren ve her başağında yüz tane bulunan bir tohuma benzerler. Onlar bir verirler, yedi yüz alırlar.

Evet, Allah rızâsı için olduğu sürece, insan yaptığı her iyiliğin karşılığını fazlasıyla alacaktır.

Sonunda da mutlu olacaktır.

Allah’ın verdiğini

Allah yolunda harcamalı

İnsanın, henüz hayattayken, hayır yaparak âhirete gönderdiği malı kendisinin öz malıdır. Sağlığında harcamayıp kendinden sonraya bıraktığı malı ise, kendisinin değil mirasçıların malıdır.

“Herkes yarını için ne hazırladığına dikkat etsin!” âyeti de bu gerçeği dile getirmektedir.

Mârifet Allah’ın verdiğini yine Allah yolunda harcayabilmektir. Bunu yapabilen imrenilecek kimsedir.

Şu benzetmeyi Allah Teâlâ yapmıştır:

“Mallarını Allah’ın rızâsını kazanmak ve gönüllerindeki imanı güçlendirmek için harcayanlar, yüksekçe bir tepede bulunan, bol yağmur alınca ürününü iki kat veren bahçeye benzerler. Yağmur yağmasa bile az bir nem ona yeter.”

Verene yenisi verilir

Allah’ın verdiğini Onun kullarına harcamak insana çok şey kazandırır.

Şimdi bunu Resûl-i Ekrem Efendimizden dinleyelim:

İhtiyaç fazlasını ihtiyaç sahiplerine vermek insanın kendi iyiliğinedir.

Çünkü Allah rızâsı için para harcandığı zaman servet azalmaz, artar.

Cenâb-ı Hak insana “Sen ver, ben de sana yenisi vereyim” diye seslenir.

“İyiliğin karşılığı iyiliktir” âyeti de bunu ifade eder.

Her gün yeryüzüne iki melek iner; bunlardan biri:

“Yâ Rabbî! Cömertlik edip malını harcayana yenisini ver!” diye yalvarır.

Öteki melek de:

“Ya Rabbi! Cimrilik edenin malını yok et” diye dua eder.

Allah Teâlâ helâl kazançtan yapılan hayrı kabul eder. Haram kazançtan yapılan hayrı kabul etmez. Yapılan bir hayır hurma kadar küçük bile olsa, Cenâb-ı Hak onu alır ve dağ gibi oluncaya kadar ihtimamla büyütür.

İnsan kesenin ağzını açmalıdır. Çünkü kesenin ağzını sıkana Cenâb-ı Hak da sıkarak verir. Parasını sayıp durana sayarak verilir. Parasını kasasında saklayandan Allah da nimetini saklar.

Hz. Peygamberin cömertliği

Resûl-i Ekrem Efendimiz;

cimrilikten nefret eder, cimri olmadığını söylerdi.

Dualarında cimrilikten Allah’a sığınırdı.

Kendisinden bir şey istendiği zaman asla “yok” demezdi.

Bir defasında Allah’ın elçisi, dağın iki yamacını dolduran koyunların yanındaydı. Henüz Müslüman olmayan biri ondan bir koyun istedi. Efendimiz de ona bütün sürüyü verdi. Adam köyüne gidince, Hz. Peygamber’in fakirlikten korkmadığını anlatmaya başladı. “Haydi gidin, Müslüman olun!” dedi.

Resûlullah Efendimiz böylece koskoca bir kabilenin Müslüman olmasını sağladı.

Allah’ın elçisi cömertliği sayesinde, kimi zaman Müslüman olmayanları, kimi zaman ‘Müslüman olduk’ deseler bile, gönlü İslâmiyet’e iyice yatmayanları da kazanırdı.

Safvân ibni Ümeyye Mekke’nin zenginlerinden biriydi. Mekke fethinden sonra, başka çaresi kalmadığı için Müslüman olmuştu. Fakat gönlü bu yeni dine henüz ısınmamıştı. Huneyn Gazvesi’nde Müslümanların eline bol ganimet geçince Resûl-i Ekrem ona yüz deve verdi; onun gönlünü tam olarak fethemediğini anlayınca bir yüz deve daha verdi; ardından bir yüz deve daha verdi. Artık Safvân’ın gönlü, kendi ifadesiyle, İslâmiyet’e  tamamen yatmıştı.

Peygamber Efendimizin bu tür cömertlikleri sayılamayacak kadar çoktur.

Cimrilik felâkettir

Bu konuda önce Allah Teâlâ’nın buyruklarını dinleyelim:

Cimrilik Allah’ın sevmediği bir huydur.

Allah’ın verdiği imkânı, Onun gösterdiği yolda harcamamak insanın kendine yaptığı bir kötülüktür.

İnsan açgözlülüğü yüzünden malını harcamak istemez. Açgözlülükten kurtulduğu zaman mutluluğu yakalayacağını ne yazık ki bilmez.

Cimrilik eden ve Allah’a muhtaç değilmiş gibi davranan kimseyi Allah Teâlâ çetin ve sıkıntılı bir yola iter. Helâk olup gittiği zaman malı ona fayda vermez.

Şimdi de Peygamber Efendimizi dinleyelim:

Cimrilikten daha kötü bir hastalık yoktur.

Cimrilik ile iman bir kalpte bulunamaz.

Bir mümin hem cimri hem kötü huylu olamaz.

Cimrilikten sakınmak gerekir. Çünkü bu kötü huy, bir zamanlar dünyada yaşayan insanları birbirini boğazlamaya itmiş, dokunulmaz haklarını çiğnemeye kadar götürmüş ve sonunda hepsini perişan etmiştir.

Cimri ile cömert

Peygamber Efendimiz cimri ile cömerdi, zırh giyinmiş iki adama benzetti.

Cömert olan sadaka verdikçe, üzerindeki zırh genişler; aşağı doğru uzar; ayak parmaklarını örter ve yürüdükçe ayak izlerini siler, buyurdu. Bu benzetmeyle, cömert adamın hem gönül huzuru duyacağını hem de günahlarından kurtulacağını anlatmak istedi.

Cimriye gelince; yardım etmek isteyip de veremediği zaman, giydiği zırhın iyice daralacağını, onu büsbütün sıkacağını, yardım etmediği sürece bu sıkıntıdan kurtulamayacağını söyledi.